Haber Vakti / 15.12.2025

Eğer ağ bağlantınız yoksa internete bağlanamazsınız. Herhangi bir internet bağlantınız yoksa bu köşe yazımı bile okuyamazsınız. Yanlış anlamayın, maksadım internet ağını kötülemek değil. Ya da bilimsel açıklamalara göre 1 milimetrekarelik örümcek ağının 178 kilo yük taşıyabileceğini de anlatmak istemiyorum. Sadece kontrol edemediğimiz ve gitgide tutsağı olduğumuz görünmez ağlara dikkatinizi çekmek istiyorum.

Yüce Allah, Kuran-ı Kerim'deki Ankebût Suresi'nin 41. ayetinde "Allah'tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!" diye buyuruyor. Sözkonusu ayetin tefsirine göre örümcek ağının kendisi için sağlam ve yeterli olduğu bilinse de dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı zayıf olduğu belirtiliyor.

Çete, şebeke, ağ... Adına ne derseniz deyin. Ne zaman ki; insanlık için, vatanınız için, milletiniz için iyi niyetli bir adım attığınızda karşınıza bir "ağ" çıkıyor. Dünyanın her yerini kuşatmaya çalışan küresel ağları artık farketmeliyiz. Etrafımız kökü dışarıda olan sosyal ağlarla örülmüş. Bildirim bombardımanına maruz kalan sosyal medya kullanıcıları hakikatlere inanmakta zorlanıyor. Hakikatler bilgi eksikliğinden dolayı değil, bilgi yoğunluğundan dolayı erozyona uğruyor.

İşadamlarını, siyasetçileri, medya mensuplarını ve ünlüleri küresel güçlerin güdümündeki ağlar yönlendiriyor. Bugün gücü elinde tutmak isteyen küresel odaklar artık parayla, silahla, toprakla değil, verilerle dünyayı yönetmeye çalışıyor. Sizin anlayacağınız tekno derebeylikler kuruluyor. Sakın sosyal medyada kendinizi özgür zannetmeyin. Siyonizmi veya İsrail'i eleştirirseniz dijital sansüre uğrayabilirsiniz. Hesabınız askıya alınabilir, içerikleriniz silinebilir, erişiminiz kısıtlanabilir veya algoritmik karantinaya alınabilirsiniz.

Sosyal medyada paylaştığınız içeriklerin hangi ülkelerde muhafaza edildiği veya internette gezinirken karşınıza çıkan "çerezleri kabul ediyor musunuz?" bildirimleri hiç dikkatinizi çekmiyor mu? O çerezler sizin eğilimlerinizi, alışkanlıklarınızı ve ilgilerinizi biriktiren verilerdir. Siz internette gezindikçe birileri sizin hakkınızda "veri" topluyor. Veri güvenliği ülkeler için bir milli güvenlik konusudur. Her ülke kendi veri güvenliğini sağlamalıdır. Veri güvenliğini sağlayamayan ülkeler her türlü manipülasyona açık hale gelebilir.

Sosyal medya ağlarının ülkelerin üzerindeki etkisinden de bahsedeyim. Geçen sene İnstagram 8 gün boyunca Türkiye'de erişime kapatıldı. Ortalık nasıl karışmıştı, hatırlıyor musunuz? Günlerce tartışıldı, insanlar bir anda mutsuzlaştı. Bu sene Google algoritma değişikliği yapınca internetten yayın yapan medya kuruluşları trafik kaybına uğradı. Demek ki; Google kapansa zırcahil oluruz, Twitter kapansa bunalıma gireriz, İnstagram kapansa intihar ederiz, Youtube kapansa çıldırırız, Whatsapp kapansa yapayalnız kalırız.

Küresel finans ağlarından haberiniz var mı? "Parasıyla değil mi kardeşim?" diyerek aldığınız arabaların, bilgisayarların, telefonların ve bütün ithal teknolojik ürünlerin üretim, satış ve servis ağını sizce hangi "ağ" yönlendiriyor? Diyelim ki, bir tüccar ürünlerini yurtdışına ihraç etmek istiyor. Eğer küresel finans sistemiyle uyumlu olursa hiçbir sorunla karşılaşmaz. Fakat küresel finans odaklarının dediklerini yapmazsa her türlü yaptırıma maruz kalır ve en sonunda yabancı sermaye tarafından satın alınır.

Dünyanın her yerinde karşımıza çıkan "popüler kültür" ağını biliyor musunuz? Popülizm yüzünden kültür-sanat faaliyetleri önemini yitirdi. Mesela Türkiye'de "ünlü" olmak için "yetenekli" olmaya gerek yok, küresel bir ağa dahil olup "kimliksiz" olmak yeterlidir. Çünkü hangi ünlünün hangi dizide, hangi filmde, hangi reklamda oynayacağını belirleyen bir "ağ" var. Mesela sokak hayvanları için ortalığı ayağa kaldırarak bir anda militanlaşan ünlüler Gazze'de katledilen masum çocuklar için neden seslerini çıkaramıyor?

Küresel sisteme karşı acziyet içinde olan siyasetçilerden bahsetmek bile istemiyorum. İsrail'in hain emellerine karşı dik dururlarsa "antisemitizm" ile suçlanmaktan korkuyor olabilirler. "Dünyayı 3-5 aile yönetiyor" deseler bile şaşırmam. Biz ülke olarak eğitimde, sanatta, edebiyatta, medyada, sanayide, ticarette, siyasette, bilişimde ve teknolojide "milli" bir duruş sergileyemezsek bu korkularla bir asır daha uyutuluruz. Zaten küresel güçler de siyasetçilerin makam korkusundan, ünlülerin şöhret kaygısından, müminlerin rızk korkusundan besleniyorlar.

Ankebût Suresi'nin 41. ayetinin son cümlesinde "Keşke bilselerdi!" yazıyordu. İslami ve insani değerlerin gözetilmediği bütün ağlar paramparça olmaya mahkûmdur. Dünyayı kuşatan küresel ağlara karşı dimdik durmayı, düşmanın silahıyla silahlanmayı ve asla ümitsizliğe kapılmamayı bilmeliyiz. Yazımın başında da söylediğim gibi internet bağlantınız olmasaydı bu yazımı okuyamazdınız. Köşe yazımı sonuna kadar internet bağlantınız kopmadan okuyabildiyseniz etrafımızı ören görünmez ağlarla ilgili biraz düşünmenizi öneriyorum.


Bu köşe yazısı defa okunmuştur.